Yeni bir yaşamı kabul etme ve inşa etme. Bu tek bir eylem değil. İki hareket: önce bırakmak, sonra almak. Önce mevcut olanla mücadeleyi bırakmak. Sonra oluşturmakla başlamak. Ama aralarında bir uçurum var. İnsanın alışık olduğu zeminin kaybolduğu bir uçurum. Bu makalede bu yolu geçeceğiz: reddetmekten kabul etmeye, kabul etmekten eyleme, eylemden yeni bir yaşama.Neden kabul? Kabul genellikle boyun eğmeyle karıştırılır. Ancak kabul zayıflık değildir. Kabul, gerçeklerin yüzüne bakmakla ilgili bir cesarettir. «Kabul ediyorum» dediğimizde, «bana bu hoş geliyor» demiyoruz. «Gerçekliğe karşı mücadeleyi durdurmak için enerji harcamıyorum” diyoruz. Kabul, sağduyudur. Illüzyonlardan vazgeçmektir. Sadece kabul ettikğimizde, bir şeyle onu yapmaya başlayabiliriz. Negatiflik halinde donduruluruz. Kabul, özgürlüğe giden ilk adımdır.Neden kabul etmeyiz? Boylece kabul etmeyiz çünkü korkuyoruz. Kaybı kabul etmek, onun sonunun kesin olacağı korkusuyla. Hataları kabul etmek, zayıf olacağımız korkusuyla. Dünyanın adaletsiz olduğunu kabul etmek, anlamını kaybetmek korkusuyla. Reddetme, bir koruma. Ancak artık işe yaramayan bir koruma. Reddetme, gerçekliği değiştirmiyor. Sadece acıyı erteleyen. Geciktirilen acı kronik hale gelir. Kabul, acıdan kurtulmak değil, acıyı yaşayarak onu bir numara haline getirmektir.Değiştiremeyeceğimizi kabul etmek Bazı şeyleri değiştiremiyoruz. Yakınlarımızın ölümü, tedavi edilemeyen bir hastalık, ayrılık, geçmiş. Bu şeyleri kabul etmek, «neden?» sorusunu sormaktan vazgeçmek ve «sonra ne olacak?» sorusunu sormaya başlamak anlamına gelir. Teknik: Kendinize yastık olmayı izin verin. Kendinize zaman verin. Kendinize kızgınlık verin. Ancak bundan sonra şu soruyu sorun: «Kalanlarla ne yapabilirim?». Kabul, mutlu olmak zorunda değilsiniz demek değildir. Savaşmaktan vazgeçmek ve bir fırtınaya doğru gitmek demektir.Kabule geçiş Kabul, bitiş değil, başlangıçtır. Gerçekliği kabul ettikten sonra inşa başlar. Yeni bir yaşam boştan gelmez. O, kalanlardan, mevcut kaynaklar ...
Читать далее