İnsan Hakları: Tarih ve Çağdaşlık — Evrensel İdealden Küresel Çağdaş Çağlardan
Giriş: Kavramın Evrimi
İnsan hakları, her insan varlığının doğası gereği değil, devlet veya toplumun iradesi üzerine değil, temel haklara sahip olduğunu savunan bir kavramdır. Onların tarihi, bu hakların sahiplerinin çevresini genişletme ve bu hakların korunma mekanizmalarını güçlendirme amacıyla süregelen sürekli bir mücadelenin yolu olmuştur. İnsan haklarının çağdaş anlaşımı, evrensel çabalar, kültürel çeşitlilik ve yeni teknolojik zorluklar arasında şekillenmektedir.
Tarihsel Mihenk Taşları: Sınırlı Özgürlüklerden Evrensel Bildirgeye
Antik Çağ ve Orta Çağ: İnsanın doğuştan gelen doğal hukuk ideası stoacılar (Cicero) ve Hristiyan filozofları (Thomas Aquinas) tarafından geliştirildi ve bu ideas, bireysel haklar değil, daha çok dünya düzeninin adil bir düzeni olarak görüldü.
Peygamberlik Çağı — Felsefi Temel: XVII-XVIII yüzyıllar, teorik temel sağladı. John Locke doğal haklar konseptini yaşam, özgürlük ve mülkiyet üzerinde formüle etti. Charles Louis Montesquieu yetkilerin ayrılması fikrini özgürlüğün garantisi olarak geliştirdi. Jean-Jacques Rousseau halk egemenliği fikrini savundu. Bu ilkeler, ilk hukuki belgelerin temelini oluşturdu.
İlk Hukuki Belgeler:
Great Charter of Liberties (1215, İngiltere): Feodal hakları koruyordu, ancak kralın yetkisini yasayla sınırlama ilkesini içermekteydi (madde 39).
Habeas Corpus Kanunu (1679, İngiltere): Yasal olmayan hapsedilmeyi korumayı sağladı.
Bill of Rights (1689, İngiltere): Parlamentonun üstünlüğünü ve bazı sivil özgürlükleri onayladı.
Amerika Bağımsızlık Bildirgesi (1776): «Tüm insanlar eşit yaratılmıştır» ve «yaşam, özgürlük ve mutluluk arayışı gibi temel haklara sahip» olduğunu ilan etti.
İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirgesi (1789, Fransa): Özgürlük, mülkiyet, güvenlik ve baskıya karşı direnişin «doğal ve temel haklar» olarak tanınmasını sağlayan önemli bir belge oldu.
İlginç bir gerçek: Cicero, «De Legibus» treatisinde yazdı: «Gerçek hukuk, ...
Читать далее