Çalışkânlıkta ne daha fazla: rutin, yaratıcılık, irade veya ilgi?Çalışkânlık, karmaşık ve çok boyutlu bir olgu. Onu genellikle tek bir fenomen olarak konuşuruz, ancak gerçekte bu kelimenin arkasında tamamen farklı motivasyonlar, durumlar ve davranış stratejileri yatıyor. Birisi için çalışma, rutinlerden kaçış bir yolu, diğeri için ise hayatın kendisi. Kimisi iradeyle çalışır, kimisi ise çekici bir süreçten ayrılamaz. İşte çalışkânlıktaki en büyük şey nedir: rutin, yaratıcılık, irade veya ilgi? Cevap, sık sık olduğu gibi, kime ne kadar çalışkânlık hakkında konuştuğumuza bağlıdır. Çalışkânlık olarak rutin: işin kaçış yeri haline gelmesiÇoğu insan için iş, öncelikle yapı. Onlara düzen, öngörülebilirlik ve güvenlik hissi verir. Bu tür çalışkânlık, işte ilham aramaz, istikrar arar. Günleri dakika dakika planlanmış, görevleri tekrar eder ve bu onu memnun eder. Rutin, ona dış dünyadaki kaos ve içsel duygulara karşı bir koruma şekli olur. Bu durumda çalışkânlıktaki en büyük şey rutindir. Bu insan, işini sevmese bile, onun tekrar eden ritmini hayal edemez. Aralar, hafta sonları, tatil, hepsi ona endişe verir çünkü alışkanlık düzenini bozar. Onlar ne yaratır, ne de ilgi duyarlar, sadece itaat ederler. Bu zayıflık değil, yaşama yönetmek için kendine uygun olan bir yöntemdir. Yaratıcılık olarak motor: iş olarak kendini ifade etmeDiğer bir çalışkânlık türü, işin yaratıcılık alanı olarak görülen biridir. Sadece yapmaz, yaratır. Her proje için onun için bir çağrı, her sonuç bir keşif. Bu tür çalışkânlık, yenişiklikten korkmaz, aksine, onu besler. Sutkulu çalışabilir, çünkü süreç onu sanatçı için bir tablo veya yazar için yeni bir bölüm gibi çeker. Bu durumda çalışkânlıktaki en büyük şey yaratıcılıktır. Bu rutin değil, arama. İnsan tekrar eden eylemlere kapışmaz, sürekli olarak kendi horizontlarını genişletir. İşi, dünyayla bir diyalog, bir deneyim, bir oyun olarak görür. İşte bu, onu «bağımlı» yapar - görevlere değil, yaratma olanağına. Bu tür çalışkânlığın sorunu, yorucu olabil ...
Читать далее