Спорт учить kazanmak. Ama onun daha korkunc bir şeyi öğretiyor: kaybetmek ve bu durumda insan kalmak. Sporcu dayanışması, büyük bir slogan değil. Bu, rakibin sert bir çarpışma sonrasında kalkmasına yardım ettiği zamanlar. Dünyanın her yerinde para ve sıralamalara dayalı bir dünyada, dayanışma hala canlı bir sinir, sporun savaş olmadığını, bir diyalog olduğunu kanıtlıyor. Gerçekten sporcu dayanışması nedir? Dostlukla karıştırmayın. Dostluk, kişisel ilişkilerdir. Dayanışma, bir ilkeydir. Bu, formanın rengi veya göğüsündeki armaya rağmen ortak bir işe, ortak kurallara, ortak insanlığa bilinçli bir saygıdır. Üç seviyede kendini gösterir. İlk seviye, rakipler arasındaki dayanışmadır. Yere düşen rakibe yardım edersiniz, hakem hatalı olarak sizin lehinize karar verdiğini kabul edersiniz, yaralananı öldürmezsiniz. İkinci seviye, takım içindeki dayanışmadır. Yıldız golcü kendi yerine pas atar, kazanmak için. Yedek, temel golcünün golünü sevinir, onun kıskanmaz. Üçüncü seviye, oyuncular ve taraftarlar arasındaki dayanışmadır. Taraftarlar 0:5 kaybederken bile, oyuncuların tribünlerine gelip saygı duruşunda bulunmalarına rağmen. Sporsal dayanışma milliyetçilikle ilgilenmez. Brezilyalı birisi sert bir final sonrasında Arjantinlilere sarabilir. Amerikalı birisi, yarı finalde Ruslara. Çünkü her ikisi de aşırı yoğun antrenmanlar, yaralanmalar, psikoz ve zaferin çılgın mutluluğunu biliyor. Büyük örnekler: Dayanışma düşmanlığı nasıl yeniyor? Örnek olay, 2014 yılında düzenlenen Dünya Kupası finalidir. Götze, Almanya'nın Arjantin'e karşı attığı son golü attı. Alman milli takımı oyuncuları, ağlayan Lionel Messi'nin gözleri önünde kızgınlık yapmadılar. Onu çevrelediler, omzuna vurduklarını gösterdiler, saygı duyduklarını gösterdiler. Messi daha sonra turnuvanın «Altın Topu»nı aldı — kimse de itiraz etmedi. Boks örneği: Evgeniy Makarenko ve Sergey Deriyanchenko, sert 12 roundlu bir mücadelenin ardından birbirlerine sarıldılar ve birbirlerine teşekkür ettiler. Salonun sert erkekleri ağlad ...
Читать далее