Antik yazıların şifrelenmesinde tarih boyunca özel bir yer tutan keşif, Sovyet dilbilimci ve etnograf Yuriy Valentinovich Knorozov tarafından yapılmıştır. Onun, Maya medeniyetinin metinlerini okumak için izin veren çalışması, bilimsel zekanın izole olmayı ve akademik topluluğun şüpheciğini aşmayı başaran parlak bir örnekti. Bu başarıyı özgün kılmak, araştırmacının Mesoamerika'da hiç bulunmamış olmasına rağmen, dünya'nın en iyi zekalarından bazılarının on yıllardır çaba gösterdiği bir atılımı gerçekleştirmesi gerektiğidir.
Şifrelenmenin Teorik Temeli
Knorozov, şifrenin anahtarını arkeolojik eserlerde değil, teorik dilbilimde buldu. Yapısal analiz temelinde bir kompleks yöntem geliştirdi ve mükemmel bir şekilde uyguladı. Bilim insanı, herhangi bir yazının belirli bir dilin yapısını yansıttığına dair temel bir savdan yola çıktı. O zaman Batılı araştırmacılar arasında popüler olan, her işaretin tam bir kelime veya kavramı işaret ettiği varsayımını reddetti. Knorozov, Maya yazısının hem hieroglifik hem de logogramlar (kelime işaretleri) ve fonetik semboller (heceler işaretleri) içeren bir kombinasyon olduğunu kanıtladı. Araştırmasının temelini, koloniyal dönemden kalma el yazmaları, özellikle Diego de Landanın "Yucatan'daki İşler" adlı "Mesajlar"ı oluşturdu. Knorozov'a göre, bu el yazmaları, onların doğruluğunu kabul etmeyen önceki araştırmacılar tarafından yanlış kabul edilmişti.
Maya Yazısının "Alfa ve Omega'sı"
Knorozov, kendi teorisini "Landanın Alfabesi" adlı adlandırılan adlandırılan "alfabe"nin şifrelenmesinde mükemmel bir şekilde illüstre etti. 16. yüzyılda İspanyol piskoposu, yerel halktan dinlediği işaretlerin İspanyol alfabesinin harflerine karşılık geldiğini düşünen bir liste yazdı. Bu liste, önceki araştırmacılar tarafından mekanik olarak bu listeyi kullanarak metinleri okumaya çalıştıklarında başarısızlık yaşadılar ve Landanın kayıtlarını yanlış kabul ettiler. Knorozov, yerlilerin Landaya harfler değil, heceleri gösterdiğini öne sürdü. Landa'nın "u" harfi o ...
Читать далее