Eğitim, İnsan İçin Yatırım: Ekonomik İmparatorluk ve Hümanist Proje
Eğitimi yatırım olarak gören paradigma, XX yüzyılın ikinci yarısında "insan sermayesi" teorilerinden kaynaklanarak, öğrenim maliyetlerini pasif tüketim olarak değil, uzun vadeli geri dönüş sağlayabilen aktif bir yatırım olarak görmektedir. Bu yaklaşım, birey için olduğu kadar toplumun genelinde de uzun vadeli geri dönüş sağlayacaktır. Ancak, kuru ekonomik terimlerin arkasında yatan karmaşık maddi ve manevi kazançlar, sadece kariyer değil, aynı zamanda kişiliği de oluşturacak şekilde görülmektedir.
Teorik Dayanaklar: Adam Smith'den Gary Becker'e
Eğitimin ekonomik değerinin fikri, Adam Smith'in "Ulusal Zenginlikler" (1776) adlı eserinde, faydalı yeteneklerin "gerçek maliyetlere" değer verildiğini ve bu maliyetlerin sonradan karşılığını bulduğunu belirttiği yerde takip edilebilir. Ancak, "insan sermayesi" teorisini Teodor Schultz ve daha sonra Gary Becker (1992 Nobel Ödülü) gibi ekonomistler geliştirdi. Becker, "İnsan Sermayesi" (1964) adlı çalışmasında, eğitim, mesleki eğitim ve sağlıkın iş gücünün verimliliğini ve dolayısıyla bireyin gelecekteki maaşlarını artıracağını matematiksel olarak kanıtladı. Becker, üniversiteye gitmeyi doğrudan maliyetler (öğrenim ücreti) ve alternatif maliyetler (öğrenim süresi boyunca kaybedilen gelir) ile gelecekteki daha yüksek maaşların indirgenmiş maliyetlerini karşılaştıran bir yatırım kararı olarak gördü.
Maddi Getiri: Sayısal Veriler ve Gerçekler
Empirik veriler genellikle teoriyi doğrular. OECD'nin tahminlerine göre, örgüte üye ülkelerde yükseköğrenim mezunu olanlar, sadece lise mezunu olanlara göre ortalama %50 daha fazla kazanmaktadır. İlgili bir gerçek: Sankt-Peterburg Bankası ve RANHIGS (2021) tarafından yapılan bir araştırma, Rusya için yükseköğrenimin bireyin gelir seviyesine olan katkısının yaklaşık %40 olduğunu göstermiştir, bu da aile sosyal statüsünden daha yüksek bir katkıdır. Kişisel gelirlerin yanı sıra, eğitim olarak sosyal yatırım, ülkenin inovasyon ...
Читать далее