Çocuk penceresinin yanında bekliyor. Baba geleceğini vaat etti, ama anna dedi: «Gelemeyecek». Veya baba telefon ediyor, anna telefonu alıyor ve diyor: «O senle konuşmak istemiyor». Bu suskun duvarın arkasında, çocukluğunu çalmış küçük bir insanın kaderi var. Oyuncaklar değil, şekerler değil — ona sevmek ve sevilme hakkı çalınmış. Bu, annenin (veya diğer akrabaların) çocukla annenin ayrı yaşayan babayla iletişimi kasıtlı olarak engellediği durumlarla ilgili. Bu sadece büyüklerin arasındaki bir kavgा değil, ömür boyu süren bir yaralanadır. Çalınmış çocukluğun ne anlama gelir Çocukluk, çocuk dünyasını inşa ettiği bir zamandır, bu dünyada annesi ve babası vardır. Ebeveynler birlikte yaşasa da, baba bu resmin bir parçası kalır. Anne görüşleri yasaklar, telefonlara cevap vermez, çocuğu babasına karşı kışkırtır ("Seni terk etti", "Ona senin için umursamaz"), çocuğun ruhundan büyük bir parçayı çıkarır. Çocuk kim olduğunu anlamaz hale gelir. Kendisini suçlar başlar. Desteğini kaybeder. Bu hırsızlık Ceza Kanunu'na göre hırsızlık suçunu oluşturmaz, ancak sonuçlar herhangi bir eşyaların kaybından daha kötüdür. Çocuk, erkeklerin gereksiz olduğunu, sevginin güvensiz olduğunu, her yakın kişinin ortadan kaybolabileceğine inanabilir. Çalınmış çocukluk metafor değil, ebeveynler ayrıldıktan sonra birinin diğerinin hayatından ayrılmayı tercih ettiği yetişkinlere psikoterapistlerin koyduğu bir teşhisdır. Anne nasıl çocuğu babasından alır Yöntemler doğrudan ve gizli olabilir. Doğrudan: Babayı kapıdan içeri sokmama, çocuğu hafta sonu bırakmama, babanın telefonlarına cevap vermemek, hediye göndermeyi reddetmek. Gizli: Çocuğa babası hakkında kötü şeyler söylemek, babanın dış görünüşünü, gelirini, yeni eşlerini alay etmek, çocuğu babayı seçmeye zorlamak ("Ona gitmek istersen ben ağlarım"). Zamanla çocuğun "Baba Yabancılaşma Sendromu" (Parental Alienation Syndrome) dediği şeyi geliştirir - o baba hakkında objektif bir neden olmaksızın nefret eder. Anne, yaptığı kötülüğün farkında ol ...
Читать далее