Çarlıklar ve Hristiyan Teolojisi'nde Onların Rasyonel Açıklaması
Çarlıklar sorunu, Hristiyan inancı ile rasyonel düşünme arasındaki diyalogun merkezinde yer alır. «İman karşıtı bilim» gibi primitif karşıtlıklardan farklı olarak, klasik ve modern Hristiyan teolojisi, çarlıklar olaylarını anlamak için karmaşık, çok katmanlı yaklaşımlar sunar ve hem naif literalizmi hem de reduksiyonist şüpheciliği önlemeye çalışır.
Çarlıkların Tanımı: Sürdürülebilir Bir Aşırıdan İşaret Olarak
Tradiyonel tanım, 13. yüzyılda Thomas Aquinas'a dayanır ve çarlıkları «tüm yaratılmış doğanın ötesinde» (praeter ordinem totius naturae creatae) gerçekleşen olaylar olarak tanımlar. Yani, bu, tüm doğal kanunların dışında yatan ve sadece Tanrı'ya ait olan bir eylemdir (örneğin, ölüleri diriltme). Ancak, modern teoloji, bilimsel dünya görüşünün gelişimini göz önünde bulundurarak, sıkça vurguyu değiştirir.
Carl Raner (20. yüzyıl), çarlıkları doğa kanunlarının «kesinti» olarak değil, insanın Tanrı'nın doğrudan ve açık bir şekilde kendisiyle buluştuğu özel bir işaret olayı olarak anlamak önerdi (Selbstmitteilung Gottes). Çarlık, doğanın «iptal»i değil, onun en yüksek açıklanması ve nimetlenmesi, inanan tarafından benzersiz bir dini deneyim olarak algılanır. Bu anlayışta, anahtar olan fiziksel anormallik değil, olayın anlamlı yüklenimi, onun «işaret» (semion) olarak (Kutsal Krallık) olma yeteneğidir.
Çarlıkların Tipolojisi ve Hermeneutik Stratejiler
Biblical ve tarihsel çarlıklar heterojen olduğundan, teoloji onlara farklı hermeneutik yaklaşımlar uygular:
İşaret çarlıkları (İyileştirmeler, şeytanları kovma).
Örnek: İncillerdeki çoklu iyileştirmeler.
Rasyonel anlamlandırma: Bu anlatılar, psikosomatik tıbbı ve derin antropoloji aracılığıyla incelenebilir. Karizmatik bir kişilikle (İsa) karşılaşma (affetme ve insanın değerini onaylama, örneğin, yatan, Mk. 2:1-12), fiziksel bir çarlık olarak tanımlanan güçlü bütünsel iyileştirme süreçlerini başlatabilir. Modern teoloji, burada insanın günah ve toplumsal iz ...
Читать далее