“Kederlenmişlere su taşırız”: psikoloji ve sosyoloji ışığında modern yorum
Felsefe terimi “kederlenmişlere su taşırız” halk bilgisinin parlak bir örneği olarak, modern duygusal psikoloji araştırmaları, sosyal değişim teorisi ve insan kaynakları yönetimi bilim alanlarında bilimsel dayanak bulmuştur. İlk başta bu atasözü, gösterişli bir şekilde kederlenen ve amacına ulaşamayan, sadece konumunu daha da kötüleştiren ve rahatsız edici bir iş yaparak alay konusu edilen bir kişiyi alay konusu yapmaktaydı. Bugün ise bu atasözü, sosyal manipülasyon mekanizmaları, duygusal tükenmişlik ve dikkat ekonomisi açıklamalarıyla açıklanabilir.
Psikolojik mekanizma: keder, uyumsuz bir strateji olarak
Psikolojik açıdan, keder karmaşık bir duygu, içe dönük öfke ve haksızlık hissinin bir karışımıdır. Gösterimi (balonlu dudaklar, soğukluk, pasif-agresiflik) bir nevi görsel iletişim sinyali olarak, “kederleyen” kişide suçluluk hissi yaratmak ve durumu düzeltmesini teşvik etmek amacıyla kullanılır.
Neden bu strateji modern dünyada kayıptır (“suyu taşır”)?
Yakın çevrenin bilişsel yüklüğü. Yoğun iş yükü ve bilgi yüklenmesi (hiperdinamik toplum) koşullarında, meslektaşlar, arkadaşlar ve hatta aile üyeleri sürekli olarak belirsiz sinyallerin çözümlemesi için bilişsel kaynaklara sahip değildir. Keder, diğerlerinin onun tanıması ve düzenlemesi için duygusal ve zihinsel çaba gerektirir. Kişi doğrudan sorunu dile getirmiyorsa, sessiz kederi bilgi şumu olarak algılanır ve göz ardı edilir.
İşbirliği fırsatlarının kaybedilmesi. Kederlenmiş bir kişi genellikle ortak projelerde aktif rol almayı reddeder veya onları saptırır, affedilmesini bekler. Modern ekonomide, projelendirilmiş çalışma ve ağ etkileşimlerine dayalı bir yapıda, bu durum sosyal sermayesini ve profesyonel itibarını düşürür. O “suyu tek başına taşırken”, diğerleri etkili bir şekilde işbirliği yapar.
Kederlenmiş kişinin kendi duygusal tükenmişliği. Keder durumu sürdürmek, enerji tüketen bir süreçtir. Stresin aynı nöral ağları (amigdala, ins ...
Читать далее