0 sayısı kültürel paradigma: boşluktan absoluza
0 (sıfır) sadece matematiksel bir sıra içindeki bir rakam değil, aynı zamanda insan zihninin tarihindeki en devrimci fikirlerden biridir. Onun ortaya çıkışı ve farklı kültürlerde kabul edilmesi, sadece bilimi değil, aynı zamanda felsefe, din ve gerçeklik algısını da değiştiren bir dönüm noktası haline geldi. Sıfır kültürel paradigması, boşluk, potansiyel, sonsuzluk ve mutlak relativite paradigmasıdır.
1. Fikirlerin kökeni: boşluğun doldurucusu olarak boşluğa kadar
Uzun süre boyunca "hiçbir şey" olarak koliksel bir büyüklük kavramı Avrupa ve Orta Doğu zihniyetine yabancıydı. Antik matematikçiler, Yunanlılar da dahil olmak üzere, sıfır olmadan geçinirdi, bu da hesap sistemlerini önemli ölçüde sınırlıyordu. Sıfırın gerçek doğumunun pozisyonel doldurucu olarak Dünya'nın eski Hindistan'ında (M.S. V-VII. yüzyıllar) gerçekleştiği. Sanskrit terimi "śūnya" (śūnya) "boşluk", "olmayış", "boşluk" anlamına geliyordu ve Budizme derin felsefi anlamlara sahipti.
İlginç bir gerçek: İlk bilinen sıfır resmi, Bactria manuskriptinde (muhtemelen III-IV. yüzyıllar) bulunmuştur. Hindistan matematikçileri (Brahmagupta, VII. yüzyıl) sıfırı sadece yer tutucu olarak değil, aynı zamanda bağımsız bir sayı olarak da işlemek başladılar, onunla aritmetik kurallarını belirlediler (örneğin, a + 0 = a, ancak sıfıra bölme sorunu zaten fark edilmişti).
Bu kavram, sıfırın "sifir" olarak adlandırıldığı Arap dünyası (buradan daha sonra "sayı" ve "şifre" kelimeleri ortaya çıktı) üzerinden sıfırın X-XII. yüzyıllarda sadece Al-Khwarizmi ve Fibonacci'nin çalışmaları sayesinde Avrupa'ya ulaştı. Batı'da sıfırın kabul edilmesi direnişle karşılaştı, çünkü Hristiyan Scholastikası "boşluk"u olmayışla, yani kaos ve kötülük güçleriyle ilişkilendiriyordu. Sıfır, Aristoteles'in "hiçbir şey"i var olan olarak kabul etmeyen mantığını sorguladı.
2. Felsefi paradigma: boşluk her şeyin kaynağı olarak
Sıfırın kabul edilmesi, zihinsel düşünme tarzını değiştirdi. O, aşağıdaki b ...
Читать далее