İnsan obeitesi salgını ve antroposen'deki mücadele stratejileri
Giriş: evrimsel uyumsuzluk global tehdidi
WHO tarafından XX birinci yüzyılın sağlıkta önemli sorunlarından biri olarak tanımlanan obeitesi salgını, evrimsel uyumsuzluk (uyumsuzluk teorisi)'nin açık bir örneğidir. Homo sapiens genomu, pleistosen koşullarında (yaklaşık 2.6 milyon – 11.7 bin yıl önce) şekillenen, radikal olarak değişmiş bir yaşam ortamına -“obezite yaratıcı ortam”- (obesogenic environment) çarptı. Bu, enerji dengeleme regülasyonunda sistemik bir arızaye yol açtı. Bugün obeite ile mücadele etmek, sadece güçlü irade çağrısı yapmakla kalmaz, nörobiyoloji, endokrinoloji, mikrobiyoloji, sosyoloji ve ekonomiyi dikkate alan kapsamlı bir bilimsel yaklaşım gerektirir.
Sorunun kökleri: neden vücudumuz zenginlik koşullarında "bozuluyor"?
Evrimsel "düşkün genom" mekanizması: Milyonlarca yıl boyunca doğal seçilim, bol dönemlerde (mevsimel meyveler, başarılı av) enerjiyi yağ olarak etkili bir şekilde biriktiren ve zorunlu açlık dönemlerini atlatmak için hayatta kalmayı sağlayan bireyleri destekledi. Yağ depolama genleri, adaptifti. Modern dünyada, yüksek kalorili besinler 24/7 erişilebilir olduğunda, bu genler patojen hale geldi.
Neuroendokrin arıza: Açlık ve tokluk regülasyonu sisteminin merkezi olan hipotalamus, evrimsel olarak açlığa karşı değil, zenginliğe karşı koruma amaçlı olarak ayarlanmıştır. Yağ dokusu tarafından üretilen leptin ("tokluk hormonu"), obeite durumunda açlığı etkili bir şekilde baskılamakta yetersiz kalmaktadır (leptin direnci gelişir), 2 tip diyabette insülin direncine benzer. Yüksek derecede işlenmiş gıda (ultra-işlenmiş ürünler) beyindeki eski ödül sistemlerini "hileliyor", gerçek tokluk hissi olmadan hiperfajiye (aşırı yemeğe) yol açıyor.
Karaciğer mikrobiomu: Son yıllardaki araştırmalar, obez insanlarda karaciğer mikrobiotasının normal ağırlıklı insanlardan farklı olduğunu göstermiştir. "Obez" mikrobiota, gıdadan enerji çıkarımıyı daha etkili bir şekilde gerçekleştirir, kroni ...
Читать далее