İngiltere'de Ev Hayvanlarına Yaklaşım: Komodite'den Aile Üyelerine
Giriş: Hayvanlar toplumsal kültürel bir fenomen olarak
İngiltere'de ev hayvanlarına (companion animals) yaklaşımda, viktoriyen ahlakı, şehirleşme ve modern insanlaşma trendlerinin etkisi altında şekillenen karmaşık hukuki, ekonomik, sosyal ve duygusal uygulamalar yer alır. Bu sadece kişisel bağlılık sorusu değil, hayvanların mülk ve özel haklar ve sosyal statü sahibi bireyler arasında benzersiz bir arka plana sahip bir kurumsallaştırılmış sistemdir. Bu fenomenin bilimsel analizi, tarih, sosyoloji, antropoloji ve hukukçuluk gibi disiplinleri içeren bir disiplinlerarası yaklaşım gerektirir.
Tarihsel kökenler: Hayvanlara yönelik viktoriyen devrimi
Modern yaklaşım, 19. yüzyılda İngiltere'nin hayvan koruma alanında öncü olmaya başladığı dönemden kaynaklanır.
Relijio-ahlaki dilgeliği: Püritansçılıkta merhamet ve aydınlanmacı duyarlılık konseptlerinin etkisi altında, hayvanlara karşı şiddet, toplumun temellerine tehdit oluşturacak bir ahlaki suç olarak görülmüştür.
Yasal girişimler: 1822 yılında kabul edilen «Martin Yasağı» — dünya genelinde büyük baş hayvanlara karşı şiddet kriminalize eden ilk yasa. 1824 yılında kurulan «Kraliyet Hayvanlara Karşı Şiddet Önleme Topluluğu» (RSPCA) — bu türdeki en eski ve en büyük hayır kurumu. Bu adımlar, hayvanların sadece özel değil, kamusal ilgi alanı olduğunu savunan bir fikri meşrulaştırdı.
İç mekan içi bakım kültürünün oluşumu: Viktoryen dönemi, ev içi ocak kültü ve duygusal şefkatin kutsal sayıldığı bir dönemdi. Köpekler ve kediler, ailelerin saygınlık, ahlaki görünüm ve duygusal rahatlık sembolleri haline geldi.
Modern yasal ve sosyal altyapı
İngiliz yasaları, hayvanları «duyusal varlıklar» olarak tanır, bu da sahiplerine özel yükümlülükler getirir.
Hayvanların Refahı Yasası (Animal Welfare Act 2006): Temel prensibi, tarım sektöründen alınan «Beş Özgürlük» (Five Freedoms) kavramı olan bu yasanın çekirdeği, tüm sahipler için etik standartlar oluşturur: 1) Açlık ve su ...
Читать далее