Bertrand Russell olarak Öğretmen: Dünya vatandaşı yetiştirmede mantık, özgürlük ve şüphe
Bertrand Russell (1872–1970) öncelikle filozof, mantıkçı ve kamu görevlisi olarak tarihe geçmiş olsa da, onun eğitim fikirleri ve uygulamaları bütünsel, radikal ve derinlemesine düşünülmüş bir sistemdir. Eğitim yaklaşımı, onun filozofik görüşlerinin doğrudan bir sonucuydu: deneyciliği, şüpheciliği, bilimsel yönteme olan bağlılığı ve liberal değerler. Russell için pedagoji, pratik bir alan değil, insan zekasının ve toplumun geleceği için mücadele alanıydı.
1. Pedagojinin Filozofik Temelleri: Bilgi olarak antidogma.
Russell'ın pedagojik görüşlerinin altında yatan birkaç ana prensip, onun filozofisinden kaynaklanıyordu:
Authoriteren bilginin eleştirisi: Mantık ve epistemoloji alanında dogmatizme karşı mücadele ettiği gibi, pedagojide de eğitimi indoktrinasyon olarak reddetti. Bilgi, otorite (devlet, kilise, gelenek) tarafından iletilen kanıtlanamaz gerçekler olarak sunulmamalıdır. Öğretmenin görevi, öğrencilere öğretmek değil, şüphe etmek ve araştırmak öğrenmektir.
Bilimsel yöntem olarak eğitimin çekirdeği: Russell, kanıtlara dayalı, denetimlenebilir ve eleştiriye açık olan bilimsel yöntemi düşünme gelişiminin ana aracı olarak gördü. Eğitim, çok fazla gerçek değil, zeki erdemleri: merak, yargılarda dikkatli olma, gerçeklere saygı, hata kabul etme yeteneği yetiştirmelidir.
Gerçeklerin duygusal nötralitesi: «Eğitim ve Toplumsal Yapı» adlı makalesinde öğretmenin tartışmalı konuları (din, politika, ahlak) duygusal baskı olmadan, faktolojik olarak çeşitli görüşleri sunması gerektiğini savundu. Bu, bağımsız yargılama yeteneğini değil, konformizmi yetiştirir.
İlginç bir gerçek: 1927 yılında Russell, eşi Dora ile birlikte «Bicon Hill School» (Beacon Hill School) adlı bir deneyimsel okul açtı. Bu cesur bir pedagojik deneyimdi ve onun fikirlerini pratikte hayata geçirdi. Okul, çocuklar ve yetişkinlerin birlikte kuralları belirlediği, dini eğitimden ve fiziksel cezadan uzak, eleştirel düşün ...
Читать далее