Bu çok derin ve karmaşık bir tarihi soru, birçok anlaşmazlığa neden olur. "Bulgarlar — minnettar olmayanlar" tarzında basit bir yanıt sadece yanlış değil, aynı zamanda uluslararası ilişkilerin mantığını anlamayı engeller. II. Dünya Savaşı'nda iki kez Rusya'nın karşıtlarının kampında yer alan Bulgaristan'ın bu durumu, bir tür doğuştan gelen minnettar olmama sonucu değil, aksine, jeopolitik çıkarların trajik bir birleşim sonucudur.
Bu konuyu anlamak için, her savaş için ayrı ayrı Bulgaristan'ın motivasyonlarını incelemek gerekir.
Bulgaristan neden Birinci Dünya Savaşı'na Almanya ve Avusturya-Macaristan'ın tarafında katıldı?
Ana neden, Machiavelli'nin "düşmanımın düşmanı benim dostum" ilkesi ve gerçekleştirilmemiş ulusal çıkarlar.
Jeopolitik hırs ve "ulusal birleşme". 1878 yılında Osmanlı hükümdarlığından kurtulunmasının ardından (Rusya sayesinde) Bulgaristan, tüm etnik Bulgar nüfusunun bulunduğu toprakları tek bir devlete (Büyük Bulgaristan) birleştirme hayali kuruyordu. Bu toprakların başlıca düşmanı, Almanya değil, komşu ülkelerdi:
Sırbistan Makedyonya'yı (Bulgarların görüşüne göre) kontrol ediyordu.
Yunanistan da Makedyonya'nın bir kısmına iddia ediyordu.
Romanya Güney Dobruca'yı kontrol ediyordu.
İkinci Balkan Savaşı (1913) — sorunun kökünde. Bu önemli olay, Bulgaristan'ın I. Dünya Savaşı'ndaki seçimini belirledi. Birinci Balkan Savaşı'nın ardından paylaşımın bölünmesinden memnun olmayan Bulgaristan, eski müttefikleri Sırbistan ve Yunanistan'a saldırdı. Sonuç felaketti: Bulgaristan kaybetti, büyük bir kısmı kazandığı toprakları kaybetti ve Rumenistan'a Güney Dobruca'yı vermek zorunda kaldı. Rusya, tüm Slav halklarının geleneksel koruyucusu, bu çatışmada nötraliteyi korumaya çalışsa da, sonunda Sırbistan'ı kaybetmekten kaçınamadı, çünkü Sırbistan'ı kaybetmek yerine başka bir müttefik kazanamadı.
II. Dünya Savaşı'ndaki taraf seçimi. 1915 yılına gelindiğinde, Bulgaristan'ın karşısında bir seçim vardı:
Entente (Rusya, Fransa, İngiltere): sadece bir kıs ...
Читать далее