Adillik, bugünlerde sıkça modaya uygun gibi görünen bir kavramdır. Mızraklı骑士lar geçmişe kalmıştır ve iş dünyasında, iş ortamında bile "adillik" kelimesi bazen alay konusu olur: "Hayatta kalmak için adil olmak yerine, hayatta kalmalıyız." Ancak tam da bu kadar agresif rekabet, "hızlı" kararlar ve kalbsiz kurumsal yapıların hüküm sürdüğü dünyada, adillik rekabet avantajı ve çevresine bir rota olmaktadır. Bu kalite günlük hayatta ve iş yerinde nasıl ortaya çıkar ve neden ölmemiştir?Adillik, kişiliğin çekirdeğiAdillik, mutlaka mavi kanlı olmamalıdır. Bu içsel inançtır: "Kimse görmese de dürüst davranıyorum." Başkalarının zamanını, parasını veya konforunu ödül beklemeksizin harcama yeteneğidir. Evde bu, küçük şeylerde kendini gösterir: toplu taşıtta yer bırakmak, kapıyı tutmak, hakaret karşısında hakaret etmemek, yabancı birine ağır bir çantayı kaldırmaya yardımcı olmak. Adil bir insan, "iyilik yaparken" diye bağırarak değil, sadece yapar. Bu, etrafında güven ve güvenlik atmosferi yaratır.Ailede adillik neden önemlidirAile, adilliğin poligonudur. "Daha fazla yatırım yapmış olan kim" diye düşünmeyen, tartışmalarda ilk olarak ödün veren, eksiklikleri tolere eden eşler, sağlıklı ilişkiler kurar. Bu tür davranışları gören çocuklar, bunu norm olarak empoze eder. Ailede adillik, haklı olduğunuzda bile barış için özür dileme yeteneği, kendi sorunlarınızı bir kenara bırakarak zor anlarda destek sağlama yeteneğidir. Aksi takdirde, aile bir apartman dairesi haline gelir ve iddialar dolu olur.İş yerinde adillik: Utopi mi yoksa eylem mi?Çoğu kişi, iş dünyasının bir cennet, adillik ise zayıflık olduğunu düşünür. Ancak gerçek farklıdır. Adil bir çalışan, rekabetten korkmadan meslektaşına bilgi paylaşır. Sözü edilen suçu başkalarına atmak yerine, hatalarını kabul eder. Adil bir lider, başkalarının başarılarını sahiplenmez, üst yönetim önünde altını korur, küçük şeylere takılmaz. Bu tür insanlar etrafında sağlıklı bir atmosfer yaratır. Onlara yaklaşırlar, onlara güvenilirler, kariyerle ...
Читать далее